.. ...

sevgiyle merhaba - Blogcu


sevgiyle merhaba

• 16/5/2008 - kadının kadına ettiğini...

 

Malı mülkü var diye evlendirmişlerdi aile büyükleri. Malı mülkü batsın. O henüz ondokuzunu sürer iken kafasında geleceğe dair pembe rüyalar var iken bir baktı ki babasının yaşına yakın biri ile evlendirilivermiş.

Günlerce karşı çıkmıştı ama babası nuh diyor peygamber demiyordu. Çaresiz evlendi. Boynunu büktü, zamanla alıştı ama güzelliklere bezemeyi düşlediği evliliği tam bir karabasan gibi idi.
İki oğul doğurdu yaşlı eşine, bir gün ansızın ölüverdi kocası. Gülsün mü ağlasın mı şaşırdı. Kocasından kalan evler bahçeler artık onun bakımına ve ilgisine kalıvermişti.
Önceleri çok zorlansa da sonra elması ile meşhur olan yaşadığı yerde bahçelerinde yanakları kadar kızarık elmalar yetiştirdi.
Pek çok tüccar gelip gidiyordu bahçeye kokulu güzel elmaları için.
İçlerinden biri ile kaç kez gözgöze gelmiş içinin titrediğini hissetmişti. Hafif sarışın griye çalan gözleri ve selvi gibi boyu ile ilgisini çekivermişti işte.
Elinde ki elmadan kocaman bir ısırık aldı. Araştırıvermişti onu bahçeye getiren kişiden,  kimin nesi,  kimin fesi diye.
Duydukları üzmüştü onu. Evli idi yüreğini titreten bu delikanlı. Çocukları vardı. Bunu duyduğunda önce uzak durmayı denedi ama yüreğine söz dinletemiyordu, koca dört yıl geçmişti eşi vefat edeli, eline bir erkek eli değmemişti.
 Bir yanı karşı koyuyor diğer yanı "bende mutlu olmak istiyorum, benim ne suçum vardı yıllar yılı o yaşlı eşimin hırıltılı soluğunu duydum yanıbaşımda, yüreğimin sesini dinlemek istiyorum artık "diyerek  karşılığını aldığı o kaçamak bakışlar sonrasında daha bir yakınlaşıverdiler elma bahçesi içinde. İki gönül bir olunca elma bahçeleri seyran oluvermişti işte.
 
Eşinin sıkça elmalı şehre gidişi evdeki Sultan gelinin kuşkulandırmaya başlamıştı. İlgiside sanki biraz azalmıştı, halbuki onu babasından alana kadar göbeği çatlamıştı eşinin.
Şimdi bu ilgisiz tavırların sebebi ne olabilirdi acaba?
Kadın iç güdüleri onu yanıltmamıştı işte. Sonunda bir gün kuşlar haber getirmiş eşinin, kocası ölen o kadınla birlikteliğini üstelik hoca nikahı ile de bunu daha bir perçinlediklerini duydu.
Çok ağladı, beddualar etti ama ne çare elmacı güzeli kafese koyuvermişti eşini. Birde kızı olunca daha bir katmerlendi eşine ve o ikinci kadına olan bedduaları.

Hiç affetmedi Sultan gelin eşini. İlk Sultan gelin vefat etti ardından onun gül yüzünü solduran eşi. İkinci kadın uzun yıllar yaşadı. Kızı gelinlik çağına geldi. Armudun sapı üzümün çöpü dedi evlenmedi. Şimdi yaşı altmış yaşını vurmada.
Ben diyorum ki Sultan gelinin ahları kumasını değil de o çok sevdiği kızını eşsiz yapayalnız malı mülkü ile bırakıvermişti bu kocamış dünyada.
E e e alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste değil mi?
Sevgi dolu saygın ahsız yaşamlara...

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 10/5/2008 - Annem annem

           

 

O şefkatli kucağı ne çok özleriz. Yaş sınırlaması yoktur hiçbir zaman o sımsıkı saran kollar sevgi ile bakan o gözler ve sıcacık o kucak.

Kendimizi çaresiz, mutsuz, yağacak bir bulut kıvamında hissettiğimiz anda koşar sığınırız o güzel kucağa. Sabırla dinler, senin için hüzünlenir ağlar bilirsin ki bu duygusu katışıksız evlat sevgisidir.

 

Yıllar öncesinde sanki içinde doğmuşçasına otobüste benimle yer değiştirip benim onun güvenli sırtımda yatmamı isteyen sesi halen kulağımda.

“sırtıma koy başını”   demiş beni adeta sanki sezdiği o tehlikeden korumak istercesine saklamıştı.

Uyku içinde  o fren sesini duymamla fırlamıştım ayağa…. Sonrası mı? Benimle yer değiştirip beni koruyan annem hayatını yitirdi idi bu kaza sonrası.

Aradan yıllar geçti…Üzerimde anacığımın yıllar önce benim  annem örene kadar başının etini yediğim kırçıllı yeşil hırkam var. Lise yıllarında tüm arkadaşlarımın üzerin de hazırını gördüğüm o beli kuşaklı hırkalar vardı. Malum şartlarımız kısıtlı. Annemden bende istemiştim. Hemen bir çözüm bulmuştu kendine ait söktüğü bir yeşil kazağın ipine açık yeşil renkte bir ip alarak  görenin ilgisini çektiği o hırkayı benim için örmüştü.

Yıllarca giymiştim bu hırkayı sonra kelebeğim talip oldu bu hırkaya. Şaşırmış idim kolay kolay hiçbir şeyi beğenmeyen kızım anneannesinin benim lise yıllarımda giydiğim o hırkaya sahip olmak istemişti. Gözlerim dolu dolu olup keyifle vermiştim anneannesinin elini değdiği bu sıcacık sevgi hırkasını.

Aradan 30 yılı aşkın zaman geçmiş ama canım annemin ilmek ilmek sevgi ile ördüğü  yeşil kırçıllı hırka halen beni ve kelebeğimi ısıtmakta. Bir yandan yazımı yazar iken gözüm hırkamda önünü kavuşturuyorum daha bir ısınıyorum yıllara inat sıcaklığından güzelliğinden hiçbir şey kaybetmeyen anne elleri ve yüreği ile örülen hırkadan.

 

Karar veriyorum böyle bir hırka ben örüp,yıllarca yürekleri ısıtmalıyım.

 

Anneler günümü nedir o gavur adeti…Televizyonda yine atı şehit verdik haberi geçer iken terörün annelerin kuzularını ellerinden alması  hangi anneye bu günün keyfini yaşatır sizce?

Yılın annesi diye çıkarılan adete de sinirleniyorum. Kim seçmiş kim koymuş bu yılın ayın günün anın annesi olma şartlarını?

Bakıyorum televizyonda annenize tencere alın tava alın mutlu edin annenizi diye.

Buyur!

Tencere ve tava ile anneleri mutlu edelim haydi…

Arkadaşımın eşi anneler gününde eşine tencere almıştı arkadaşım kıyametleri kopardı “bende babalar gününde tava almaz isem ne olayım” dedi. Dediğini de yapar mı yapar.

 

Haydi çıkardınız bu adeti illa hediye şart mıdır ki?  Yürek dolusu “seni seviyorum anne” de yeter.

Sevgi ile annelerimizle uzun yıllar kalmanızı dilerim, ille de keşke dememek için sıkça aramalı gönlünü almalıyız karşılıksız veren o sevgi  denizi annelerimizi.

 

 

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 8/5/2008 - Ben akıllanmam

                       

 

Bana geliyorum dedi, sinyaller gönderdi aldırmadım, duymamazdan geldim pek bir güvenirim ya kendime.
O aldırmadı daha derinden geldi sinyaller hafif hafif eğilip kalkmam yatakta dönmelerim de engellenince destekli dönmeye başladım.
Oysa ne hayallerim vardı bir hafta izinli idim. İzmirin tozunu atacaktım,(inanmayın benim tozumu attı İZMİR)
Çarşambaları Şirinyer de pazar kurulur, pılı pırtı doludur, ucuz tişortlar şortlar çoraplar çantalar ne isterseniz kadınların bedava imişcesine kapıştığı ama kalabalıktan fenalık geçireceğiniz bir yer.

Gezdim dolandım bir iki parça pırtı da ben aldım eve döndüğümde kocaman bir ohh diyemeden belimin onun efendisi olduğumu unutup beni devirip, güç bende artık dercesine beni boylu boyunca yere uzattı.

Yatıp iyi hissetsem nerdeee, ağrılar sancılar, unutmuşum daha önceki fıtık rahatsızlığımda aldığım kararları kelebeğime verdiğim sözleri.
Biraz kilo verecektim, her gün yürüyüş, ve verilen hareketleri yapacağıma yemin billah ederek yapacağıma söz vermeme rağmen biraz iyi hissedince unuttuğum belimi, sağlam tutacak kızımın deyimi ile bel kaslarımın korse gibi beni koruyacağı kıvamda tutacağım dememe rağmen....yapmadım ve cezam ne ise kes dedim kızıma
Dün gece kelebeğim aralıksız bana çocukmuşum gibi tatlı sert eleştirdi. Diyecek bir sözüm yoktu sadece küçük Emrah gibi boynumu büküp aklımda kalan bir iki hareketi yapar iken daha bir yerden yere çarpıldım. Hatırlayamadım bile bana verilen hareketleri utanç içinde çırpındım.

Kıymetini bilmek lazım vucudumuzdaki her organımızın. İllede omurgamız bizi ayakta tutan, canlı kababilmemizi hareket etmemizi sağlayan kaslarımız hasılı tüm organlarımız biri olmazsa olmaz misali bizde bir söz vardır, "insanın neresi ağrırsa canı oradadır" diye. Onların değerlerini ancak sağlıklarını kaybedince anlıyoruz.
Bir dikkatsizlik sonucu ayağımın arkasın da olan o çivi şeklinde ki "fibula"kemiğini kırınca çakılıp kalmıştım eve. Pencere kenarına tüneyip dışarda yüreüyen insanların fibula kemiklerine bakıp fesatlıktan ölüyordum.

Belim için sıcak su torbası ile sıcak bir yakınlık kurdum. Pek sevdim kendilerini. Duygusal bir bağ oluştu aramızda...Eğer fizyotrapistimi dinlemez isem daha çokkk yakın olacağız sanırım. AA bu arada kas gevşetici kremlerime de teşekkürü borç bilirim.
Şimdi daha iyiyim, evin içinde tüy gibi dolaşıyorum Belimi pamuklar içinde saklıyorum. Aman haaa sizde çok iyi davranın sinyallere iyi kulak verin. İntikamı korkunç oluyor.
Sevgi ile sağlıklı günlere...

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 5/5/2008 - hıdırellez

 

 

 

 

 

 

Çocukluğumdan beri Hıdırellez ve onun verdği yaşama sevincini hep sevdim.
Mevsimlerin bayramıdır hıdırellez.
Kışın isli puslu karanlığından sonra toprak yeniden yeşerir herşey tazelenir, umutlarımızda yerinde duracak değil ya onlarda kimi zaman bir gül fidanının dibinde kimi zaman denizin ak köpüklerinin arasında Hızır'ın yeryüzüne inerek okuması için bırakılan dilekleri okuyup küçücük taşlarla yapılmış 3 oda bir salon evler, deste deste paralar evlenememiş kızlarımızın şiirle dillendirdiği sevgiliyi eşi, evi olmayanın evi arabası olmayanın araba resmi çizerek bir umutla gül dalına ve dibine iliştirdiği ümitleridir.

İzmir de pek bir coşkulu geçer hıdırellezler. çoluk çocuk gündüzden akşam yakmak için tahtaları istiflerler. Tefler ziller dümbelekler hazırlanır, akşamın alacası düştüğü anda ateşler yakılır, dümbeleğin sesini duyan fırlar dışarı.

Bir fırsattır bu baharla kaynayan kanları kaynatmak için. Oynayatak mahalle mahalle dolaşılır. Ellerde çiçekler gözler fıldır fıldır etrafı gözleyerek oynar, kışın o akşamın karanlığı gibi üzerimize çöken ağırlığından kurtulur kendini genç hissedenler.
Geç saatlere kadar ateşin üstünden atlar bir şekilde cehennemde ki ateşten geçişin bir provasını yaparlar bence.:))

7 mayıs sabahı dolmalar yapılır patatesler, yumurtalar kaynar, börekler yapılır ne var ne yok sepetlere doldurulur. Hedef fuardır, en yeşiline kilim serilir oyunlar oynanır, şarkılar türküler yaş ayırdedilmeksizin çoluk çocuk yeni gelen bahar günlerine merhaba der.

Akşam olunca yorgun argın eve döner tüm hıdırellez coşkusunu yaşayanlar buruk da olsa veda ederler bir kez daha altı mayısa... Şunun şurasında ne kalmıştır sonrakine 364 gün. Gün dediğin nedir ki sular seller gibi geçer.

E gül ağacı olan var olamayan var benim gül fidanı tamamen duygusal bir yaklaşımdır blog ahalisine. Dilekleriniz için burada ağacığımız.

Ben dileğimi yaptım sanal manal  e artık Hızır gül dalına denize bakıyorsa milliyet bloga da bakacaktır. sevgiler efendim.

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 5/5/2008 - Galatasarayım

 

Vazgeçilmezim GALATASARAY'ıma lise sıralarında gönül verdim. Sıra arkadaşlarım da Galatasaray tarftarı idi. Etkileri oldu elbet. Ben o sıralar Göztepeli idim. O gün bu gündür hiç vazgeçmedim sarı kırmızılı renklerimden.
Maçları izleyemem olumsuzluklar da anında değiştiririm kanalı. Bu nedenle benim takımımın gol atıp atmadığını dışarıdan gelen seslerle takip ederim. Yüreğim dayanmıyor.

Babam ve oğlum da sarı kırmızı renklere gönül vermişti. Galatasarayımın bizi sokaklara döktüğü Avrupa maçlarından birinde evde maçı izliyoruz. Golleri attıkça ben havalara fırlayıp alkıştan avuçlarım kızarır iken oğlum gözünü televizyondan bir an ayırmaksızın tepkisizce izliyordu. Şaşırdık hipnotize olmuş gibi idi. Hatta içten içe ne oluyor bu çocuğa diye de şaşırmış idim.
Yine bizim Galatasaray'ımız maçı kazandı elbet bitiş düdüğü ile birlikte oğlum eline Galatasaray yorganını aldığı gibi koca yorganı avazının yettiği kadar bağırarak tüm mahalleyi bir solukta turladı. Sonrasında birlikte yorganın bir ucundan da ben tutarak caddeler boyu dolaşıp bağırmıştık. Fenerbahçeli kızım ise "utanıyorum sizden ne yapıyorsunuz ya " diyerek tepkisini koyuyordu haklı olarak!! Bende buna karşılık "sen uzaktan gel, bizi tanımıyormuş gibi yaparsın "demiştim.

Galibiyetlerimizde küçük hanımın tepkisinden korkarak şöyle doyasıya bağıramıyorduk. Sivasspor'un her gol atışında onun yaptığı alkış ve tezahürat halen kulaklarım da...
Bakıyorum da ne kadar mütevazi GALATASARAY taraftarı eğer yenilse idik ya da Fenerbahçe nin şampiyon olma ümidi olsa herhalde her yeri sarı laciverde boyarlardı.

Spor dalında ilk kez yazıyorum. Kuralları bilirim elbet ama bazı arkadaşlarımız gibi teknik kelamlar ederek yazamasam da ben duygusal, inanmış takımına gönülden bağlı bir taraftar olarak duygumu yazdım.
Bize bu gururu yaşattığı için GALATASARAY'ıma tüm futbolcu kardeşlerimi gönülden tebrik eder bu yolda verdikleri çaba ve takım ruhu için yanaklarından öpüyorum.
Ya ben bu takımı çok seviyorum ya...Hiç vazgeçmedim ve asla vazgeçmem. dedim ya vazgeçilmezimsin sen GALATASARAYIM.


Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

kim olursan ol.... gel.. Image Hosted by ImageShack.us

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS
Şirinem
Meinewelt1960
Sonia Varol
Sureyyadan
Yolundiğeryarısı
Sonja-Varol

Son Yorumlar

kadınımmm
selam
gün
...
..
Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us

Blogumu Sitenize
Eklemek için


Sitenize Eklemek için
Image Hosted by ImageShack.us

Arkadaşlarım

halisabi
dilara45
mitsuko
mutfaksolisti
mutlumavi
beneklikelebek
FatoGelin
ikibin6
migi
nazarlik
yolcu1960
kumhavuzu
Kuzeydenizi
amanitaverna86
karabiberkimyon
gergin
mavianne
belginguven
akademisyen67
narc
kahkaha
nescafe
geckalmadimki
birdebenvarim
Balkahve
ASIS
1712efe
oykum57
annekedi
tatlimutfak
Donence
huysuzundunyasi
sweetangel
badkitty
dolphinblue
annekedimmm
Image Hosted by ImageShack.us Benekli Kelebek Mitsuko mutlumavi mutlumavi FatoGelin Serpilce Photobucket - Video and Image Hosting FatoGelin Image Hosted by ImageShack.us PETUNYA <HANDAN < Ayça Photobucket - Video and Image Hosting

YOLCU1960

MAVİANNE didems Image Hosted by ImageShack.us Yabangülü P?R?NÇ YE
Image Hosted by ImageShack.us
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:112
Son Sayfa | Sonraki Sayfa